2020-05-25T19:19:00+03:00
Ana Sayfa Eğitim 25 Mayıs 2020 116 Görüntüleme

Eğitimde korona değişimleri!

Gelişen teknolojiyle birlikte yeni nesil eğitim iyi mi olmalı, sorusu uzun süredir tartışılıyordu. Akıllı tahtalar, tablet bilgisayarlar okullarda hızla yerini alırken, yapay zekâda gelinen aşamanın peşinden, yakın bir zamanda robot öğretmenlerin, insan öğretmenlerle birlikte sınıfları paylaşmasına hazırlanıyorduk.
Eğitim bir tek sınıfta mı yapılır sorusu tehlikeli sonuç edilmeye başlanmış; bilhassa üniversitelerde, öğrencinin istediği süre, istediği yerde eğitim görmesi yönünde uygulamalarla tanışmıştık. Tek bir üniversiteden mezuniyet belgesi almak yerine, değişik üniversitelerden değişik alanlarda sertifikalara haiz olmanın öneminin arttığı bir döneme doğru gidiyorduk. Derken koronavirüsle birlikte, tüm dünya, her şeyden elini çekti ve evlere kapanık oldu; okullarda, üniversitelerde online eğitime geçildi.

Peki, bundan sonrasında ne olacak?

Koronavirüs salgınının tesiri dünyada azalmaya başladı. Ölümler ve vakalar hız keserken, yavaş yavaş normalleşme adımları atılıyor bir tek ikinci, üçüncü dalga olur mu, korkusu da devam ediyor. Tamamen düzgüsel yaşamımıza ne süre döneceğiz, bu süreç devam ederse yaşantımız iyi mi şekillenecek, bilmiyoruz. Bu belirsiz durumdan eğitim de nasibini alıyor. Tüm eğitim kurumları bu yeni döneme hazır olmaya çalışıyor.


Sağlığa dair tedbirler

Değişik ülkelerden küçük de olsa virüs sonrası eğitime dair kararlar paylaşılıyor. Okula ya da üniversiye girerken ateş ölçümünün yapılması, sınıfların, servislerin toplumsal mesafeye bakılırsa düzenlenmesi, sınıflarda maske takılması benzer halde hastalığın yayılmasını önleyici düzenlemeler yapılıyor. Sorun, Cambridge Üniversitesi, tüm derslerin 2021 yazına kadar çevrimiçi gerçekleşeceğini duyurdu. ABD’deki Brown Üniversitesi, öğrenci ve öğretim görevlilerine maske takma zorunluluğu getirme benzer halde kararlar alırken, Stanford Üniversitesi, dışarıda ders yapmak için çadırlar oluşturmayı tartışıyor. Aralarında New England Üniversitesi benzer halde antikor denetim merkezi oluşturmayı planlayanlar da var.
Bunlar, sağlıkla ilgili önlemler. Peki, “Bundan sonrasında bizi iyi mi bir eğitim sistemi bekliyor?”. Tüm eğitim kurumlarının yanıtını aramış olduğu bu suali, ikimiz de uzmanlara sorduk.

İşte o görüşler:

‘Dönüşen öne çıkar’

İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Güzel: Nihayet yıllarda dijital dönüşümle ilgili girişimler ve gelişmeler var. Büyük veri, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarı benzer halde kavramlar sıkça karşımıza çıkar oldu. COVID-19’un günlük yaşamı her alanda tesiri altına almış olduğu Mart 2020 itibarıyla eğitim sistemi sanal ortamı etkin halde kullanmaya başladı. Bu duruma hazırlıklı olanlar için sorun yoktu. Yalnız lüzumlu altyapısı, donanımı bulunmayan, olsa bile sanal ortam uygulamalarını kullanma alışkanlığı edinmemiş personele haiz yada yetersiz içerik sunan kurumlar fazlaca güçlük çekti. Yaşadığımız dijital çağda bir tek dijital çağı kavrayabilen, ona uygun dönüşümler yapabilen, yeni dijital yeteneklerden yararlanan kurumlar öne çıkacak, hatta bir tek bunlar yaşamlarını sürdürebilecekler.

Salgının bizlere öğrettiklerini ve yeni teknolojileri kullanmak, yükseköğretim dâhil tüm sektörlerde iş ve işletim modellerini değiştirmektedir. Bu teknoloji; öğrenim, araştırma, diğeri üniversiteler ve ortak kuruluşlarla karmaşık projeler üstünde emek verme benzer halde etkinlikler kanalıyla üniversite deneyimini ve kampüsü iyileştirmek, geliştirmek yada tekrardan tanımlamak için yeni fırsatlar sunmakta. Tüm bu gelişmeler, düzgüsel yaşama geçtikten sonrasında bile eğitimde aşağıda belirtilen değişimleri bununla birlikte getirebilir:

Tüm dersler, Öğrenme Yönetim Sisteminden daha fazlaca yararlanarak yapılmaya başlanacaktır. Böylece hızla gelişen değişen teknolojinin öğrenme süreçlerine entegrasyonu için kitlesel açık çevrimiçi dersler, açık eğitsel kaynaklar, yapay zekâ, bulut bilişim, veri madenciliği çalışmalarına öncelik verilecektir.

Uzaktan verilen ders sayısı artacak, küçük bir ihtimal tüm kuramsal dersler bu havuza dâhil edilecek.

İdeal ders içeriklerine ulaşıldıktan sonrasında, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarından yararlanılmaya başlanacaktır.

‘Analitik düşünmeli’

İELEV Özel Lisesi Müdürü Dr. Gülseren Aslan Heidinger: Eğitimde her şey değişti, eğitimin kendisi hariç. Mobil yaşam ilk kez bu kadar geniş kitleler için gerçekliğin kendisi oldu. Eğitimdeki en önemli değişim gereksinimlerinden biri, belirsizlikle ilgili. Bugünlerde evlatların ve gençlerin yaşadıkları sorunların başlangıcında sürekli değişen kararlar, belli olmayan prosedürler geliyor. Oysa hep bir sonraki adımın belli olmasına alıştırıldıkları bir sistemden geliyorlar.

Problem çözme becerisi fazlaca önemli. Alternatifleri acil görebilen ve buna bakılırsa senaryolar geliştirebilen kazanacak. Bu yüzden erken yaşta kodlama eğitimleri, analitik düşünme becerilerini kazandırmak önemli; kavramsal öğrenme modelleri lüzumlu.

İkinci önemli değişim de şu anda mecburen geçiş yaptığımız uzaktan eğitimin bir halde hayatlarımızda duracak olması.

Öte taraftan öğrenciye birebir temasın önemini, beşeri ilişkilerin eksikliğinin çocuklar ve gençler üstünde negatif etkilerini de gördük. O halde bu iki bilgiyi kullanıp yeni bir sistem geliştirmek gerekecek. Data inşa etme ve bilgiyi kullanma, edinilen yetileri gerçekleştirme eylemlerini hem süre hem de mekân olarak birbirinden ayırabildiğimizi gördük.Bunun bir modeli “flipped classroom”, doğrusu ters-yüz-sınıf.

Çocuk evinde, öğretmenin hazırladığı materyal ve yönergeler yardımıyla bilgiyi tek başına inşa edebilir. Sonrasında okulda yada sahada bu bilgiyi uygular. Bu modelin içine dijital araçları da katarsak “blended learning”den bahsedebiliriz. Doğrusu “harmanlanmış eğitim”. Bir kısmı çevrimiçi, bir kısmı çevrimdışı olmakla beraber, çevrimdışı zamanda tek başına yada akran öğrenmesiyle de şekillenebilir.

‘Online dersler artmalı’

MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin: Dünyada, eğitim pedagojilerinin değiştiğini, yapay zekâ destekli ders kaynaklarının hızla geliştiğini, dijital kaynakların yaygınlaşmaya başladığını gördük. Üniversitelerin eğitim ve araştırma faaliyetlerinin bir tek araştırma kısmını dikkate aldık bugüne dek. Vrüs vakasından sonrasında gene hiçbir şey olmamış benzer halde eski yöntemlerle eğitim faaliyetlerimize devam edemeyiz. Değişen değişen teknolojinin sunmuş olduğu bu olanağı belirli oranda her üniversite ve bilhassa de öğrenci bundan sonrasında kullanmak isteyecektir. YÖK’ün de üniversiteleri, belli bir oranda (şu an yönetmelik yüzde 30’a izin veriyor) online eğitime zorlamalı diye düşünüyorum. Eğitimin pedagojisi dünyada çoktan değişti. Bizde de artık içerik aktarma işlevi derslerde yapılmamalı, içerik öncesinden öğrenciye verilmeli, derste ise uygulama, çözümleme, değerlendirme ve yaratma benzer halde öğrenmenin üst basamakları gerçekleşmeli. Akademisyen artık bilge kişi değil, moderatör olmalı. Biz bu modele Flipped Learning diyoruz ve 6 senedir uyguluyoruz. YÖK Denetleme Kurulu artık mevcud şekilsel ve metrik denetim kriterlerini değiştirmeli ve bu yeni parametlere bakılırsa yeni denetim kriterleri ortaya koymalı.


Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.