Çin, 2026 yılının ilk sekiz aylık döneminde gerçekleştirdiği 158,8 milyar dolarlık altın alımıyla 1.000 ton sınırını aşarak tarihi ithalat rekoru kırdı. Artan kurumsal ve bireysel talep ile merkez bankasının kesintisiz alımları, ülkenin toplam altın girişini geçen yılın tamamının üzerine taşıdı.
Gümrük idaresi verilerine göre Ocak-Ağustos döneminde yapılan altın harcaması, 2025 yılının tamamında kaydedilen 886 tonluk ithalatı ve 96,5 milyar dolarlık işlem hacmini geride bıraktı. Ülkeye giren bu miktar; ticari bankacılık kanallarını, yatırım araçlarını ve kuyumculuk sektörünün hammadde tedarikini kapsıyor.
Resmi rezerv yönetimi tarafında ise Çin Halk Bankası (PBOC) alım temposunu korudu. Dünya Altın Konseyi verilerine göre Ağustos ayında portföyüne 20,2 ton daha altın katan banka, toplam rezervini yaklaşık 2.387 tona çıkararak kesintisiz artış serisini 22 aya ulaştırdı.
İç Piyasa Talebi ve Tüketim Dinamikleri
Çin Altın Birliği verileri, 2026 senesinin ilk yarısında külçe ve madeni altın tüketiminin yüzde 28,42 oranında artışla 339 tonu aştığını ortaya koydu. Yüksek fiyat seviyeleri nedeniyle mücevherat talebi yüzde 33,88 gerilerken, borsa yatırım fonlarındaki (ETF) toplam altın miktarı Ağustos sonu itibarıyla 293 ton olarak kaydedildi.
Küresel piyasalardaki fiyat düzeltmeleri, yuanın güçlenmesi ve iç pazar primleri aracı kurumların ülkeye altın getirmesini teşvik etti. Ayrıca Haziran ayında uygulamaya konulan ve sık alım yapan kuruluşlara yeniden kullanılabilir yetki tanıyan lisans düzenlemesi operasyonel süreci hızlandırdı.
Rezerv Stratejisi ve ABD Tahvilleri
Kasım 2024’ten itibaren alımlarını artıran Çin Halk Bankası, Ağustos 2026 döneminde rezervlerindeki altının payını yaklaşık yüzde 9 seviyesine çıkardı. Buna karşılık ABD Hazine Bakanlığı verileri, Çin’in elinde tuttuğu ABD Hazine tahvillerinin Temmuz ayında 618 milyar dolara inerek 2008 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye gerilediğini gösterdi.
Analistler, tahvil stoğundaki gerileme ile rekor seviyedeki altın ithalatının aynı döneme denk gelmesini, Pekin yönetiminin rezervlerini Amerikan dolarından altına yönlendirme politikasının bir sonucu olarak yorumluyor.








