2020-10-09T08:37:03+03:00
Ana Sayfa Spor 9 Ekim 2020 16 Görüntüleme

Daum: Aziz Yıldırım Hooijdonk’u G.Saray’ın da istediğini duyunca…

Daum, geçmişte aşağı yukarı 25 yıl evvelce Türkiye’ye teknik direktör olarak gittiğine işaret ederek, “Türkiye’ye gitmemde Solingen’deki ırkçı kundaklama hücumu mühim bir rol oynadı. Üçü çocuk toplam beş Türk kundaklanarak katledildi. Bütün Almanya gibi bu aşırı sağcı hadise beni den şok etti. Ödlek saldırıdan dolayı utandım ve gerçekten biz Almanların öyle düşündükleri gibi olmadığımızı Türklere göstermek istedim.” şeklinde konuştu.

Beşiktaş’a aktarma işlemi görüşmesine gittiğinde hayatında hiç bu kadar ilgi görmediğini izah eden Daum, havalimanında ilgiden nerdeyse yürüyemediğine işaret ederek, “O kadar çok taraftar vardı ki kimisi yanağımdan ve alnımdan öpüyordu. Tespihler ve nazar boncukları ve başka armağanlar verenler… Resmen bir hediyelik eşya dükkanı açabilirdim.” değerlendirmesinde bulundu.

FENERBAHÇE MAÇINDAKİ ELEKTRİK KESİNTİSİ TESADÜF MÜYDÜ?

Beşiktaş ile ilk çıktığı karşılaşmanın Fenerbahçe ile Türkiye Kupası maçı olduğunu anımsatan Daum, şunları kayıt etti:

“Sahaya çıktığımda taraftar o kadar sesli tezahürat ediyor idi ki 141 desibel ile bu bir dünya rekoruydu. Çok etkilenmiştim. Anında bir engelli taraftar bulunması istedim. Engelli taraftar arkadaşla tanışıp ona soyunma odasına girip takımın motivasyonuna yardımcı olmasını söyledim. Çok heyecanlanmıştı. Soyunma odasına girdiğimizde futbolcular da çok şaşkındı. Sonra karşılaşmaya süratli başladık ve 2-0 öne geçtik. Fenerbahçe hali 2-1’e getirdikten sonra çok baskı yapmaya başlamıştı. Baskıların çok çok bulunduğu anda aniden elektrikler kesildi. Ben ne olduğunu anlayamadım bir anda. Aşağı yukarı on dakika karanlık kaldı stat. 10 dakikalık kesinti grup amacıyla yeterliydi. Bazı durumlarda elektrik kesintisinin zamanlamasının raslantı olup olmadığını kendi kendime soruyorum. Gerçi elektrik kesintisi o dönemler den olağandışı değildi.”

“TÜRKİYE’DE BİR FUTBOLCUYU DİĞERLERİNİN YANINDA ELEŞTİRMEMEYİ ÖĞRENDİM”

Alman teknik adam, Türkiye’den öğrenmek mecburiyetinde kaldığı durumlardan birisinin bir futbolcuyu diğerlerinin beraberinde hatasından kaynaklı eleştirmemek olduğunu dile getirerek, “Takımdaki eski oyuncuları genç oyuncuların beraberinde eleştirmek be edilmeyen bir küçümseme olarak algılanıyordu. Savunmadan Recep Çetin’te maçtaki bir hatasını takımla birlikte ele aldık. O kadar alındı ki sonra aniden hastalandı. Bundesliga’da bu tür bişi olsa kulüpten ikaz alırdı ancak Türkiye’den işler değişik gidiyordu, buna alışmalıydım. Ben den birebir görüşmelere ağırlık verdim ve bu görüşmelerde yüzde 80 olumlu yüzde yirmi ise eleştirisel davrandım.” şeklinde konuştu.

Türkiye’den ilk öğrendiği ve benimsediği atasözünün “Dil kılıçtan keskindir” olduğunu bildiren Daum, Türkçe atasözleri öğrenmek amacıyla kendine sözlük aldığını biraz bunlardan öğrenebildiğini aktardı.

Türkler ile çok iyi bir uyum sağladığını altını çizen Daum, 1994 senesinde iki kupa kazanmalarının sonrasında taraftar doğrultusundan “kahraman” ilan edildiğini söyledi.

FENERBAHÇE’YE İMZA ATMADAN ÖNCE OTEL FATURASINI ÖDENMESİNİ İSTEMİŞ

Christoph Daum, kitabında Fenerbahçe ile sözleşme imzalamadan evvelce kulübün kaldığı otele faturayı ödemesini koşul koştuğunu anlattı.

Daum, “Fenerbahçe daha evvelce Werner Lorant ile Avusturya’da Stanglwirt otelinde kamp yapmışlar. Yalnız Fenerbahçe kulübü aracı ajansa 3 haneli rakamı ödemesine karşın ajans otele ödeme yapmamış. İflas etmiş. Otel sahibini tanıdığım amacıyla benden bu hususta yardım istemişti. Aziz Yıldırım ile Avusturya’da sözleşme imzalamadan evvelce faturanın halledilmesini istedim. Onlarda şaşırdılar yalnız 4 saat uzaklığa bir bireyi yollayarak bu sıkıntısı çözdüler. Ben den sözleşmeyi imzaladım.” şeklinde konuştu.

“AZİZ YILDIRIM KULÜBÜ İŞİNDEN ÇOK ÖNEMSİYORDU”

Fenerbahçe’ye aktarma işlemi olduğunda başkan Aziz Yıldırım ile ilgili yalnızca müteahhit olduğunu ve milyarlık bir imparatorluğa sahip olduğunu duyduğunu bildiren Alman teknik adam, “Aziz Yıldırım kulübü işinden çok önemsiyordu. Kalbini Fenerbahçe’ye vermişti. Kulübün anahtarını bana teslim etti ve ben çalışmaya başladım. Yalnızca sinirli olduğunda bana gözüne gözükme ve şaka yapma ikazında bulunmuşlardı.” değerlendirmesinde bulundu.

O dönemde Hollandalı futbolcu Pierre van Hooijdonk’u takıma {kazandırmak} istediğini ve bu nedenle görüştüğü açıklayan Daum, futbolcuyu Galatasaray’ın da alabilmek istediğini duyunca Aziz Yıldırım ile Hollanda’ya gittiklerini anlattı.

Daum, buradaki görüşmede futbolcunun danışmanının yüksek bir rakam istediğini vurgulayarak, “Burada Aziz Yıldırım fiyatı duyunca hafif bir gülümsedi. Oyuncuyu o da istiyordu. Fiyat Aziz Yıldırım amacıyla resmen çerez parasıydı. Yıldırım’ın bu tavrı beni çok etkiledi. Aktarma işlemi dört saatte bitti. Burada Yıldırım’ın bana desteğinin farkına vardım. Bu desteği bana bir emniyet olarak gördüm.” şeklinde görüş açıkladı.

Christoph Daum bunun dışında medya ve taraftar baskısı nedeniyle Türkiye’den bir sene teknik direktörlük yapmanın 7 hayat senesine bedel olduğunu vurguladı.

“ROBERT ENKE’NİN DEPRESYONDA OLDUĞUNU SONRADAN ÖĞRENDİM”

Daum, Fenerbahçe’nin 2003 senesinde aktarma işlemi ettiği ve 2009 yılından intihar eden Alman kaleci Robert Enke’nin depresyonda olduğunu sonradan öğrendiğinin altını çizdi.

İstanbulspor’a yenik oldukları maçta kaleci Enke’nin hatalarının futbolda çok seyrek görüldüğünü izah eden Alman teknik adam, “Robert ile görüşmek amacıyla bir gün sonra otel odasına gittim. Hava açık olduğu halde odaya girdiğimde perdelerin kapalı odanın karanlık bir durumda olması garibime gitmişti. Robert burada bana ilk defa depresyon hastası olduğunu bildirmişti. Barcelona’daki başarısızlığının sebebinin sportif olmadığını kuvvetli depresyondan kaynaklandığını anlattı. Kendisini kandırdığını geçtiğini düşündüğünü yalnız hastalığın yeniden geri yaklaştığını ve korktuğunu söyledi. Hiç beklemiyordum, bu tür bir şeye şaşırmıştım. Ertesi gün menajeri geldi ve sözleşmesi feshedilerek İstanbul’dan ayrıldı.Seneler sonra intihar ettiğinde çok üzülmüştüm acaba o dönemler bir şeyler yapılabilir miydim diye kendime sormadan edemedim.” şeklinde konuştu.

SOLİNGEN FACİASI

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’den Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya Genç (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz hapis cezalarını çektikten sonra serbest bırakıldı. Kimlikleri saklı tutulan failler yaşamlarını Almanya’da sürdürüyor.


Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.