General Atomics Aeronautical Systems, Inc. (GA-ASI) ve ABD Donanması, MQ-9B SeaGuardian insansız hava aracı sisteminin denizaltı savunma harbi yeteneklerini artırmak amacıyla yeni bir uçuş testi gerçekleştirdi. 17 Aralık’ta yapılan testlerde, uçağın taşıdığı sonar şamandırası (sonobuoy) kapasitesi iki katına çıkarılarak sistemin operasyonel menzili genişletildi.
Yapılan geliştirme çalışmaları kapsamında SeaGuardian, daha önce test edilen sistemlere oranla iki kat daha fazla Sonobuoy Bırakma Sistemi (SDS) podu ile havalandı. Bu kapasite artışı, insansız hava araçlarının denizaltı tespit süreçlerinde daha geniş alanları daha uzun süre denetlemesine olanak tanıyor.
“SeaGuardian için Çoklu Statik Aktif Tutarlı (MAC) teknolojisi de dahil olmak üzere sonobuoy kapasitesinin genişletilmesi, arama alanlarını geliştirmek için stratejimizin ayrılmaz bir parçasıdır. MQ-9B’nin sağladığı geniş deniz kapsama alanı müşterilerimiz için son derece değerlidir.”
MAC Teknolojisi İlk Kez İnsansız Hava Aracında Kullanıldı
Test süreci kapsamında AN/SSQ-36 Batitermal, AN/SSQ-53G DIFAR ve AN/SSQ-62F DICASS tipi sonar şamandıraları başarıyla denize bırakıldı. Bu uçuşun en kritik aşamasını ise Çoklu Statik Aktif Tutarlı (MAC) şamandıraların bir insansız hava aracından ilk kez fırlatılması oluşturdu. MAC teknolojisi, geleneksel yöntemlere göre daha az sayıda şamandıra kullanarak çok daha geniş alanlarda denizaltı tespiti yapılmasına imkan veriyor.
ABD Pasifik Filosu ve Deniz Hava Harbi Merkezi Uçak Bölümü (NAWCAD) AIRWorks desteğiyle yürütülen testler, sistemin resmi sertifikasyon sürecinin bir parçası olarak gerçekleştirildi. Verilerin incelenmesinin ardından, ABD Donanması’nın Ocak 2026’da MQ-9B SeaGuardian için Denizaltı Savunma Harbi operasyonlarına yönelik uçuş izni vermesi öngörülüyor.
Denizaltı Savunma Harbinde Yeni Dönem
SeaGuardian, daha önce Northern Edge, RIMPAC ve Integrated Battle Problem gibi önemli askeri tatbikatlarda aktif olarak kullanılmıştı. Son testlerle birlikte platformun, denizaltıların tespit edilmesi ve takip edilmesinde insanlı hava araçlarına olan ihtiyacı azaltarak maliyet etkin bir çözüm sunması bekleniyor.
Geliştirilen bu sistem, okyanusa bırakılan sensörler aracılığıyla su altındaki tehditleri gerçek zamanlı olarak merkeze ileterek, deniz güvenliğinde stratejik bir avantaj sağlamayı hedefliyor.







