2020-05-27T16:12:14+03:00
Ana Sayfa Yaşam 27 Mayıs 2020 57 Görüntüleme

Karantinaya Aynur tesellisi

Karantinaya Aynur tesellisi

2003 yılının 14 Aralık gecesi, kim bilir hayatımın en mutlu anlarını yaşadım. O gün, İstanbul’da, “Yıldızım” söylediğim insanla, Tülay German’la tanıştım. Hasan Saltık vesilesiyle gerçekleşen vuslatın bir de tanığı var: Heyecanla koştuğum buluşma noktasında, Tülay Hanım’ın yanında karşılaştığım, minimum benim kadar heyecanlı bir genç kız. Tanıştırıldık: Aynur. O güne dek adını duymamıştım fakat o geceden sonrasında hafızama mıhladım ve nerede yakaladıysam dinlemeye gittim. Ankara’dan Diyarbakır’a, İstanbul’dan Amsterdam’a uzanan bu yolculuklarda onunla beraber olmak, iki saatlik konserlerde kendimi onun sesine ve şarkılarına bırakmak, kişisel tarihimin heyecanlı anları.İlk albümü ‘Keçe Kurdan’, 2004 senesinde yayımlandı. Aynur, tanıştığımız gece, Tülay German’la beraber gittiğimiz stüdyoda, sabaha kadar bizlere o albümden şarkılar söylemiş oldu. Kim bilir ilk konserlerinden biriydi dinlediğim ve bu hususi anlara tanıklık etmek, benim açımdan muazzamdı. Başka tanıklar da var fakat bu, başka bir yazının mevzusu olsun. O geceyi anma sebebim, Aynur’un yeni albümünden söz etme bahanesiyle yazının başına oturmuş olmak.

Aynur, sonrasında art arda albümlere imza attı, Yo-Yo Ma’dan Kayhan Kalhor’a dünya genelinde sanatçılarla çalıştı, mühim konser mekânlarında sahne aldı. Ödüllerinden asla söz etmeyeyim zira saymakla bitmez. Onu ve sesini bir süre ‘uzaktan’ dinlemek durumunda kalmak, en büyük talihsizliğimiz. 2011 yılının 15 Temmuz gecesi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen çirkin protesto sonrasında bir süre memleketine özlem kaldı; buradaki dinleyenleri onu senelerce bekledi. Bu yüzden, seneler sonrasında, geçen senenin 7 Ekim gecesi Gomidas anısına CRR Konser Salonu sahnesine çıktığında ellerimiz patlarcasına onu alkışladık. Sonrasında, bir Türkiye turnesi açıklandı fakat kimi talihsiz vakalar ve içinde bulunduğumuz karantina koşulları, bu turnenin ertelenmesine sebep oldu. Bir hayalim vardı, gezme süresince onu izleyecek ve sonrasında izlenimlerimi yazacaktım. Bu da, yaşam şeklinde bir başka bahara ertelendi fakat umutsuz değilim: Aynur’u memleketinde izleyecek, onunla beraber yollara düşecek, gördüklerimi ve duyduklarımı aktaracağım.

DERTLİ BAŞLIYOR, SONRA COŞUYOR

Sözü uzatmayayım, uzun bir aradan sonrasında yayımladığı yeni albümünden söz edeyim. ‘Hedûr / Dönemin Tesellisi’, sekiz şarkıdan müteşekkil. BGST Records tarafınca piyasaya sürülen albümdeki şarkıların düzenlemelerinde Aynur’la beraber Franz von Chossy’den Erkan Oğur’a, Salman Gambarov’dan Can Çankaya’ya pek oldukça kıymetli imza var. Albüm kapağında açıklanmış: Hedûr, Kürtçede ‘bir meşgale bulmak, avunmak, zamandan teselli bulmak’ anlamında kullanılan bir kelime. Albümün ikinci adı, bu yüzden ‘Dönemin Tesellisi/ Solace of Time’.Açılışta yer edinen ‘Rabe Hîv e’, Hüseyin Erdem’den alınmış bir geleneksel türkü. Aya merhaba çakarken sevdiğine seslenen birinin sözlerini bizlere taşıyor; sessiz, sakin oluşu bundan. Sonrasında albümle aynı adı taşıyan ‘Hedûr’ var. Birazcık dertli başlıyor fakat sonrasında coşuyor: “Bilbilê tu fîgan meke/ Derdan ji min tev ra meke/ Ew sibe (b)wû va êvar e/ Şevan li ser min dirêj meke (Sen figan eyleme bülbül/ Dertlerimi tazeleyip durma/ Şafaktan günbatımına/ Gecelerimi uzatma)”. Albümün en güzel şarkılarından.Peşinden gelen ‘Berfek Barî/ Lure Lure’, albümün en uzun şarkısı; bir Dersim türküsünün sözlerine Aynur’un dokunuşuyla kotarılmış. Gelenekseller bir yana, kimi şarkıların söz ve müziklerinde Aynur imzası var. Onu salt bir solist olarak değil, bir ozan olarak da alkışlıyoruz. Albümün en coşkulu şarkısı, ‘Keçe Kurdan’ın izini devam eden halay havası ‘Govende’. Sonrasında Zaralı Halil’den alınan bir türkü var: ‘Ezim Ezim Eziliyor’. ‘Hedûr’daki tek Türkçe ezgi bu. Yöresi itibariyle dertli türkülerden; sahiden insanoğlunun yüreğini eziyor. Sonrası da o şekilde gidiyor esasen: Yağmurlu bir havada geçen ‘Şilî Dibare’, hala oğlu Halil’in hikâyesini özetleyen ‘Xelîl Qurban’ ve kapanış şarkısı ‘Kal î Kal î’ insanı dertten derde sürüklüyor.

Aynur’un yanık sesi, öteki albümlerde olduğu şeklinde gene perişan ediyor. Umutsuz bir perişanlık hali değil fakat bu: Şarkıların sözlerinde (onca acıya karşın) ümit var. Nihayet şarkıda karşımıza çıkan Aynur imzalı sözler mesela: “De rabe meke kale-kalî / Dinê diçerixe bi vî halî / Min guh da ser, kevir kuçik ne lal in / Bahê deng da qal û qirş û çali (Haydi kalk inleyip durma / Dünya dönüyor bu durumda / Kulak verdim, dağlar taşlar dilsiz değil / Rüzgâr ses verdi toprağa çalı çırpıya)” Aynur’un yeni albümü yarına dair umutlarımızı tazeliyor, karantina koşullarında hepimize iyi geliyor. Gün gelecek, onu, kalabalık konser salonlarında gene alkışlayacağız ve şarkılarına, türkülerine eşlik etmeye çalışacağız. O zamana dek şarkılarını ezberlemek için karantina iyi bir fırsat.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

    Haberci Android Uygulama
    Haberci Android Uygulama