2020-11-13T10:52:37+03:00
Ana Sayfa Gündem 13 Kasım 2020 18 Görüntüleme

Bakan Koca’dan umutlandıran sözler

Bakan Koca mesajında şu ifadeleri kullandı: Özgürce soluk alacağımız günleri özledik. Maske, yakın vakitte hayatımızdan çıkmış olacak. COVID-19 aşı çalışmalarında büyük gelişmeler var. Neticesi bekleyelim. Evimizin dışında, başkalarıyla olduğumuz her kısımda maskemizi kuralına ideal şekilde takalım. Sabrınız amacıyla: Sağ olun.“ÇİN AŞISI MI ALMAN AŞISI MI?” TARTIŞMALARI YERSİZ, ÖNEMLİ OLAN BİLİMSEL SONUÇLAR

Sıhhat Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Delegesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, pandeminin tek bir aşı ile değil, yalnız faaliyeti ve güvenliğinden emin olunan birkaç değişik aşı ile sonlandırılabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Yavuz, “Bir ülkenin aşısı iyi, öteki kötü tartışmaları çok anlamsız. Biz, hier iki aşı işlevini gerçekleştirmesine da dahil olduk. Rastgele bir yan etkiyle karşılaşmadık. Hier aşının üstünlükleri dezavantajları var. Mühim olan faaliyet ve emniyet neticeleri. Bundan dolayı bir aşı kusursuz, diğeri kötü demek çok yersiz. Klinik çalışmalardaki faaliyeti çıktıktan sonra hier aşı kullanmak mümkün. Araştırmaya dair neticeler da şeffaf bir şekilde paylaşılıyor. Esasen bu tür bir salgında tek bir aşıyı tüm ülkeye yapabilme şansınız olmaz. Onun amacıyla tür tür aşılarımızın olması lazım” dedi.

Bütün dünyanın heyecanla beklediği koronavirüs aşısında, ipi göğüsleyen birkaç aşı adayından bir tanesi olan ve Almanya’da Prof. Dr. Uğur Şahin ile eşi Prof. Dr. Hasret Türeci’nin ilerlettiği BioNTech firmasına ait aşıyla alakalı belirtiler son bilgiler akademi dünyası kadar bütün kamuoyunda heyecanla karşılandı. Bu haberin sonrasında bilhassa sosyal medyada “Çin aşısı mı Alman aşısı mı?” tartışmaları da ağırlık kazanırken, bilim insanları aşılara duyulan emniyet veya güvensizliğin ülkelere göre değil meydana konan klinik inceleme sonuçlarına göre olması gerekliliğini belirtiyor.İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Delegesi ve Sıhhat Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Delegesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, kendi merkezlerinde den Alman BioNTech aşısı ile Çinli Sinovac firmasının Faz 3 klinik araştırmalarının {halen} devam ettiğini vurgulayarak, “Biz hier iki aşı işlevini gerçekleştirmesine da girdik. İkisi den devam etmekte ve ikisinde den şuana kadar major bir yan tesir görmedik. İlk aşıları yaptık, ikişer doz oluyor ikisi den. İkinci dozlara başlayacağız. Esasen birisinin (BioNTech) ara analiz neticeleri duyuruldu. Diğerinin den (Sinovac) yakın vakitte açıklanacak. Duyduğum netice açıkçası beni bu süreçte en fazlaca sevindiren haber oldu. Umut geldi içime diyeyim, çok sevindirdi aslında beni. Diliyorum ki öbür aşıda da bu tür bir netice elde edeceğiz” dedi.

“BAŞARILI BİR AŞIDA PLASEBO GRUBUNDAN DAHA FAZLA HASTA ÇIKAR”

Alman BioNTech-ABD Pfizer ortaklığı ile neticeleri bu hafta duyurulan aşının Faz 3 araştırmalarıyla alakalı değerlendirmeler yapan Prof. Dr. Yavuz, “Yüzde 90’ın üstünde faaliyeti duyuruldu. Şayet aslında son analizde den bu yolla çıkarsa ve bilhassa den hier yaş grubunda bu tür bir netice çıkarsa aslında müthiş bişi olacak. Bu, bizim tahminlerimizden den daha kısa vakit ortamında bu hastalığın denetim edilmesinde büyük bir adım kaydedilmiş olunacak demektir. Bu nedenden dolayı Faz 3’e dair bu ilk bilgiler bize umut aşıladı. Faz 3 çalışmalarında hedef, aşının hastalıktan koruyup korumadığını kavramak. Bundan dolayı bir gruba aşı yapıyorsunuz, bir gruba da plasebo yani boş aşı yapıyorsunuz. Aşı veya plasebo oluşturulan gruptan belli sayıda insanın hastalanması beklenir. Aşının etkin denebilmesi amacıyla ise bu hastalanan insanların da daha fazla plasebo grubundan, yani aşı olmayan gruptan çıkması beklenir. Burada amaçlanan gerçekten, minimum yüzde 50 plasebo grubundan daha çok hasta insan çıkmasıydı. Ancak burada çok daha büyük bir başarı görüldü ara analizlerde. Plasebo grubundan yüzde 90’larda bir miktar çıktı” şeklinde konuştu.

“SALGININ HIZI ARA ANALİZİ DE HIZLANDIRDI”

Bu zaman analizlerin gerçekten aşılanan 40 {binden fazla} gönüllü ortamında 35 kişide hastalık görüldüğünde yapılmasının planlandığını, yalnız salgının dünya genelinde çok süratli ilerlemesi nedeniyle gönüllülerden 94’ünün hastalandığına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, bunun da Faz 3 araştırmalarının beklenenden den evvelce bitirilebileceği manasına yaklaştığını ifade ederek şu verileri verdi:

“Bu hastalanan 94 bireyin büyük çoğunluğunun (yüzde 90’dan çoğu) plasebo grubundan bulunduğu belirlendi. Yani aşı olanların (beklenenden) çok daha düşük hastalandığı, boş aşı grubundekilerin çok daha çok hastalandığı belirlendi. Ara analiz den gerçekten daha çok olay ile yapılmış olundu. Faz 3 çalışmasının sonlandırılması 140 ya da 160 hastaya ulaşıldığında yapılacaktı. Bu da 40 bin şahıs içinden bu sayıya ulaşmanın çok uzun sürmeyeceğinin den bir işareti. Zira dünya genelinde henüz çok çok aktivasyon var, bu çalışma Almanya, Amerika ve Türkiye’den den gerçekleşiyor örnek olarak ve bu üç ülkede den salgın ciddi tırmanışta yeniden. O amaçla hızlıca den sonuçlanma noktasına ulaşacağını düşünüyoruz. Bu sayıya ulaştığında son analiz yapılacak. Aşılananlardan kaçı hastalanmış, aşılanmayanlardan kaçı hastalanmış, aşılanmayanlar da ne kadar çok (kuvvetli) hastalanmışlar. Yani o yüzde 90’dan çok koruyuculuk şeklinde anlatılan netice, gerçekten bunu anlatıyor bize. Bu zaman analizde den hedeflenenden daha çok hasta üzerinden yapıldığı amacıyla, çok daha değerli. Sona yaklaşmış gibi gözüküyor.”“HER AŞININ AVANTAJI VE DEZAVANTAJI VAR”

BioNTech firmasının ilerlettiği mRNA tabanlı aşının lojistikle alakalı dezavantajlarına da işaret eden Prof. Dr. Yavuz, bunun da iyi bir düzenleme ile çözülebileceğine inandığını söyleyerek, şu şekilde söyledi:

“BioNTech aşısının dezavantajı eksi 70 derecenin altında saklanması gerekliliği. Kesinlikle ki o imkân da çok çok yerde yok. Şayet Türkiye’ye den yeterli miktarda bu aşıdan gelebilirse eksi 70-85 derecede buzdolaplarının bulunabileceği yerlerden, gün içerisinde aşılamanın yapıldığı yerlere transportu gerçekleşecek. Örnek olarak Faz 3 çalışması amacıyla bize gelen aşıları, çözdükten sonra 6 saat içerisinde yapmamız gerekiyordu burada. Aşı pazara çıktıktan sonra yine aynı formülasyondaki bir aşı gelirse, onu da 6 saat içerisinde gerçekleştirmek gerekecek. Şunlar da ideal düzenleme ile halledilebilecek şeyler gerçekten. Zira bu aşının üstünlüğü, hızlıca çok çok üretebiliyorsunuz. Yani virüsü çoğaltmanıza lüzum kalmadan bu aşıdan bir ton yapabiliyorsunuz. Öbür aşılarda (inaktif virüs aşıları) virüsü çoğaltmanız gerekiyor ki bu da zor bir proses. Ancak o aşıların üstünlüğü ne? Normal, 4 derecede den saklayabiliyorsunuz. Esasen herhalde karma bir aşı programı olacak diye düşünüyorum. Yani herkes bir tür aşıyla değil, ikinci aşıda da umarım iyi neticeler alınırsa, imkanı olan yerlerde biri, yani eksi 85 derecede korunması gereken aşı (BioNTech); olmayan yerlerde ise belki öbür aşı (Sinovac) uygulanacak. Mühim olan aşının etkili çıkması. Bunları çözebileceğimizi düşünüyorum.”

“ÇİN AŞISI DEYİP ELEŞTİRMEK YERSİZ, ÖNEMLİ OLAN ARAŞTIRMA SONUÇLARI”

Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Çin’ter ilerlettiği ve Faz 3 çalışmaları bütün dünyayla eş güdümlü Türkiye’den den süren inaktif virüs aşısı hakkındaki olumsuz polemiklerin den yersiz olduğunu ifade ederek sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Çin, aşıda çok ilerlemiş bir ülke. Bundan dolayı mühim olan, klinik çalışmada nasıl bir netice alınacağı. Yoksa orası yapmış, diğeri ülke yapmış, bu tartışmalar çok lüzumsuz. Hangi aşı etkili çıkarsa, güvenle yapabilir. Hier iki aşı çeşidinin de üstünlükleri ve dezavantajları var. Bir aşı kusursuz den diğeri kötü gibi bişi yok. Klinik çalışmaların sonuçlarıdır mühim olan. Etkili (ve güvenilir) çıktıktan sonra hier aşı kullanmak mümkün. Biz örneğin inaktif virüs aşılarını influenzada çok kolaylıkla kullanıyoruz. Güvenilir aşılardır şunlar. Mühim olan Faz 3’den den etkili çıkması. O amaçla kimse kaygı etmesin. Esasen neticeler çıktıkça da paylaşılıyor, hepsi çok şeffaf bir şekilde görülüyor, neticeleri gizlenebilecek gibi den değil. Tek bir aşıyı tüm ülkeye yapabilme şansınız olmaz. Onun amacıyla tür tür aşılarımızı olması lüzumlu.”

“GÖNÜLLÜYE ARABA DA ÇARPSA, ÇALIŞMA BİR SÜRELİĞİNE DURDURULABİLİR”

Faz 3 çalışmasının Faz 1 ve 2’ye ek olarak etkinliğin yanı sıra emniyet değerlendirmelerinin den yeniden ayrıntılı araştırılması manasına yaklaştığını dile getiren Prof. Dr. Yavuz, çalışmanın durdurulmasının söz hususu olma ihtimalini yalnız yeniden devamına da karar verilebileceğini ifade ederek sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Gönüllülerde rastgele bir hadise gelişirse, çalışmalar durdurulabilir. Ara verip ‘Niçin oldu bu’ diye bakmanız lazım olur. O gönüllüye araba da çarpsa çalışmayı durdurup bunun aşıya bağlı bir yan tesir sebebiyle oluşup oluşmadığını belirlemeniz lazım olur. Nitekim Sinovac aşısında da geçen zamanlarda (Brezilya’da) bir kayıp yaşandı ve çalışma durduruldu; çalışmaya dahil olan gönüllülerden birinin intihar neticesi öldüğü anlaşılınca bize den bildirildi ve bundan dolayı çalışma yeniden başladı. Daha evvelce diğer bir aşı çalışmasında da ölüm olmuştu ancak o bireyin den aşıya bağlı kaybedilmediği meydana çıktı, yeniden başladı çalışma. Bu çalışmaların tabiatı bu. Burada sürpriz bişi yok. Çalışma durduruldu, çok büyük bir hadise/skandalmış gibi bir hava yaratılması lüzumsuz. Bu tetkiklerin özelliği budur. Bu nedenden dolayı yapılır esasen. Durup bakarsınız, ne olmuş anlarsınız, problem yoksa devam edersiniz.”


Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.