2020-09-01T08:42:27+03:00
Ana Sayfa Gündem 1 Eylül 2020 7 Görüntüleme

Antlaşmalar tartışmalı hale geldi

Antlaşmalar tartışmalı hale geldi

Yunanistan’ın ‘gezgin’ kafilesiyle Meis adasına asker çıkarması, Ege’de Lozan ve Paris anlaşmalarıyla ‘silahsızlandırma’ şartıyla Yunanistan’a bırakılan 23 adanın statüsünü tartışmalı duruma getirdi.

Doğu Ege Adaları üstündeki ‘gayri askeri statü’ 1914 Londra Konferansı ve 1923 Lozan Antlaşması’nda yer aldı; 1947 Paris Antlaşması ile de ‘aynı şartla’ adalar Yunanistan’a devredildi.

Gayri askeri statü; birçok tabanca konuşlanmasını, tatbikat, eğitim dahil askeri uçakların birçok uçuşunu, transit geçişini, sürekli ya da geçici konuşlanmasını net olarak yasaklıyor.

GÜVENLİK ESAS

Deniz Hukuku eksperleri, gayrı askeri statünün, bu adaların Türkiye’ye yakın olması sebebiyle konulduğunu, kısaca Türkiye’nin güvenliğinin temel alındığını vurguluyorlar.

YUNANİSTAN İHLAL ETTİ

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye gore; {halen} yürürlükte olan internasyonal anlaşmalara karşın, Yunanistan askeri amaçlarla da kullanılabilecek havaalanı ve başka tesislerin ilkini 1952’de Leros Adasında kurdu. Açık kaynaklar, adaların silahlandırılmasının 1974’ten sonrasında sürat kazandığını, gayri askeri statüdeki 23 adadan 16’sında asker ve tabanca konuşlandırıldığını iddia etti. Türkiye ise her ihlalde Yunanistan’ı, anlaşmanın taraflarını uyardı, internasyonal toplumu bilgilendirdi.

YARGIDAN KAÇTILAR

Yunanistan, anlaşmaları bozan doğrultu olarak yargılanmamak amacıyla, 1993 senesinde Internasyonal Hakkaniyet Divanı’nın yargı yetkisini kabul ettiğinde, ‘yerel emniyet çıkarlarıyla alakalı askeri önlemlerden meydana gelen mevzularda’ çekince koydu.

Dışişleri kaynakları, Yunanistan’ın koyduğu bu çekincenin, “antlaşma yükümlülüklerini ihlal ettiğini zımnen kabul” manasına yaklaştığını değerlendiriyor.

EGEMENLİK DEVRİ!

Deniz hukuku eksperleri Yunanistan’ın, adaların gayri askeri statüsünü bozduğuna ilgi çekerek, 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmalarında belirti edilen “egemenlik devir şartının” kaybolduğu ve adaların Yunanistan’a devrinin tartışmalı duruma geldiği görüşünde.

Bu halde, 1912 evveli Osmanlı egemenliğinde olan adaları ‘işgal’ eden İtalya’nın bir ‘egemenlik devri’ yapmış olup yapamayacağı da tekrardan münakaşa hususu olacak. 

YUNANİSTAN: MEİS’TE NÖBET DEĞİŞİMİ YAPILDI

Yunanistan Müdafa Bakanlığı, Meis adasına Yunan askeri taşınmasıyla alakalı adanın silahlandırılmadığını, “Muhafız gücünün nöbet değişiminin yapıldığını” savundu.

KORSANLIK YAPIYORLAR

Emekli Tümgeneral İhsan Başbozkurt: “Yunanistan’ın atmış bulunduğu ismim, Lozan ve 1947 Paris Anlaşmalarına aykırıdır. İtalyanlar bu uyuşma ile Yunanistan’a adaların ‘kullanım hakkını’ vermişti. Iyelik hakkı Yunanistan’a verilmemişti. Anlaşmalara gore bu adalarda asayişi sağlamak amacıyla sivil kolluk gücü bulundurulabilir. Yunanistan adaya asker çıkarmasını bırakın, üniformalı bir bireyi bile gönderemez. Yunanistan’ın yapmış bulunduğu bir korsanlıktır.” 

TÜRKİYE REVİZYON İSTEYEBİLİR

Internasyonal deniz hukuku uzmanı Prof. Selami Kuran, Ege adalarının Yunanistan’a devrinin zamanı arka planı ve hukuki dayanaklarını AKŞAM’a söyledi:

“1912 Uşi Antlaşması’na gore, Osmanlı egemenliğindeki Ege Adaları’nı işgal eden İtalya, Osmanlı’nın Libya’ya hususi statü tanıması karşılığında adaları geri verecekti. Osmanlı Libya’dan çekildi ancak İtalya anlaşmaya uymadı. 1914 Londra Konferansı’nda Doğu Ege Adaları’nın ‘gayrı askeri statü’ye alınması sonucu alındı, yalnız Osmanlı ve Yunanistan kabul etmeyince hukuki belge durumuna gelmedi. 1923’te Lozan’da ise bu karara atıfta bulunularak, adaların ‘gayrı askeri statüsü’ kabul edilmiş oldu. 2. Dünya Savaşı’nda yenilen İtalya adalardan çekildi ve Yunanistan işgal etti. 1947 Paris Antlaşması ile adalar İtalya’dan adeta alındı ve tekrar ‘gayrı askeri statü’nün korunması şartıyla Yunanistan’a devredildi. Bu sebepten, Yunanistan’ın bu ‘eğer olmazsa olmaz’ koşulu, dizgesel olarak ihlal etmesi, egemenlik devrini geçerli kılan hükümleri sakatlar, antlaşmalar münakaşaya açılır. Bu da Türkiye’ye antlaşmaların revize edilmesi, hem de feshini bile münakaşa hakkı sunar.”

İTALYA’NIN DEVRİ TARTIŞMALIDIR

Prof. Kuran, adalarla alakalı bir diğer tartışmayı da tekrardan gündeme taşıdı: “İtalya, rastgele bir anlaşmayla adaların egemenlik hakkını almamıştı, işgalciydi, yalnızca idare ve yaralanma kısaca zilyetlik hakkını elinde tuttu. Bu nedenden dolayı, 1947 Paris Antlaşması’ndaki ‘egemenlik devri’nin hukuken sakat bulunduğu fikiri bulunmaktadır. Çünkü internasyonal hukuka gore haiz olunmayan haklar devredilemez.”

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.